Âdâb-ı Muâşeret Rehberi 02

Jandarmanın Terbiye-i Askeriye ve Mülkiyesi ve Âdâb-ı Muâşeret-i İçtimâiye

Blog yazılarımıza başladığımızda, Emin Nedret İşli tarafından Osmanlıca yayınlanmış görgü kitaplarında sofra ve yemek derlemelerinden oluşan “Âdâb-ı Taâm”* adlı kitaptan alıntılar yapacağımızı söylemiş ve geçen haftalarda Hasan Bahrî imzalı, 1918 tarihli “Centilmen: Mektep Tahsilini İkmal Etmiş Gençlere ve Avrupa’ya Seyahat Edeceklere Mahsûs Âdâb-ı Muâşeret Rehberidir” sadlı bölümü alıntılamıştık. Sofrada oturuş, çatal bıçak kullanımı gibi konuların işlendiği; doğru ve yanlış kullanımların aktarıldığı hangi meyvenin nasıl yenmesi gerektiğine dair bilgiler de yer alıyordu. 

“Âdâb-ı Taâm” adlı kitaptan bu kez yer vereceğimiz metin, Ayıntablı Kd. Yüzbaşı Mehmed Şerif imzasını taşıyor. 1921 basımı 128 sayfalık kitabın adı “Jandarmanın Terbiye-i Askeriye ve Mülkiyesi ve Âdâb-ı Muâşeret-i İçtimâiye”. 

Asker ocağı, bugün dahi birçoklarımız için yaşamın her alanında bir eğitim merkezi işlevi görmekte. Eğitimin böylesi yaygınlaşmadığı eski dönemlerde asker ocağında verilen eğitim daha da önem kazanıyordu. Birçok kişi okuma yazmayı, sosyal hayata dair uyuması gereken kuralları ve pek çoğunu askerde öğrenirdi. Alıntıladığımız kitaptan görüyoruz ki, bu eğitimin kapsamı son derece genişmiş. 1920’lerin başında, jandarma erlerine “Sofrada ve Yemekte Tavır ve Hareket” başlığı altında âdâb-ı muâşeret dersleri veriliyormuş.

Sözü daha fazla uzatmadan Ayıntablı Kd. Yüzbaşı Mehmed Şerif’e bırakıyoruz. Orijinal metni kısaltmış olsak da paylaştığımız bölümdeki imlaya müdahale etmemeyi, olduğu gibi aktarmayı uygun gördük. İyi okumalar. 

“Sofra ve Yemekte Tavır ve Hareket”

  • Sofralar umûmî veya husûsî olmak üzere iki nevidir
  • Her iki hâlde de eller yıkanmış, tırnaklar kesilmiş, saçlar düzeltilmiş ve elbiselere bir intizâm verilmiş olmalıdır.
  • Umûmî sofralarda hazırlara bir selam vererek kendisine bir mahall-i iyi mahsus gösterilmemiş ise münâsip bir yere oturmak lazımdır
  • Sofrada dâvetlilerin yerlerini ziyâfeti veren zât tâyin eder
  • Yerler ya ayrı ayrı gösterilir ve yâhûd kartlara yazılmış isimlerle tâyin olunur. Kadınlar dâima erkeklerin sağında ahz-ı mevkii ederler.
  • Husûsî sofralarda hep beraber oturup peçeteleri birlikte almaya dikkat edilmelidir.
  • ……
  • Çorba bittikten sonra kaşık, tabak içerisinde bırakılır.
  • Fazla yemek almak ve aldıktan sonra hepsini yememek aç gözlülüğe delâlet eder.
  • Sağ elde bulunan çatal ile yemek alınırken sol elde tutulan ekmek parçası bu husûsa yardım eder.
  • Bunu müteâkip arıza evvela ekmek sonra yemek alınır.
  • Kaşık yalnız çorba ve hoşab müsli ancak onunla yenmesi mümkün olan yemeklerde kullanılır. Diğer yemekler kâmilen çatal ile gelir. Akıl ile ayrılması mümkün olmayanlar da bıçak kullanmak kâidedir.
  • Bıçak sağ elde, çatal sol elde bulunur.
  • Sofrayı kemik, yemek bulaşığıyla yalamak pek ayıptır kılçık ve kemik gibi parçaların tabaktan ağza alınmamasını ve alındığı taktirde çatal ve kaşıkla ağızdan çıkarılarak usulca tabağın kenarına bırakılmasına dikkat edilmelidir. Çatal ve kaşığı her yemeğin sonunda mesnedi üzerine koymalı ve mesnet yoksa kabının kenarına dayamalıdır. Bunlardan birini kabının içerisinde bırakmak değiştirilmesini istemektir.
  • ….
  • Öksürmek lazım geldiği zaman başı geriye çevirerek eli ağzın önüne getirmek ve burnu temiz bir mendil ile hafifçe silmek icâb eder.
  • Kaşık ve çatal istimâl ederken tabaklara ziyâdece dokundurmak ve hizmetçiyi bu gibi vasıtalarla çağırmak câiz değildir.
  • Yemekten sonra verilecek meyveleri seçmek gayr-ı muvâfıktır.
  • Dişleri sofradan kalktıktan sonra karıştırmak daha münâsiptir.
  • Mâmâfîh sofrada kürdan bulunur ve istifâde edilmesi arzû edilirse ağzı el ile kapatmak üzere dişlerin karıştırılmasında bir mahzur yoktur.
  • Bazı ziyâfetlerde bakır veya sırça kâseler içinde getirilen suya parmaklarının ucunu dokundurmak ve dudakları da ıslatmak îcâb eder.
  • Yemekten hep beraber kalkmalı ve peçeteler ziyâfetlerde katlanmadan sofra üzerine konmalıdır.
  • Umûmî ve dâimî sofralarda peçeteler bükülür sofra büyüğü ile beraber kalkılır. Sandalyeler ya bir adım kadar geri alınmalı ve yâhûd tamamıyla masanın altına sokulmalıdır.

İşte böyle sevgili dostlar…

Mutfağımızın, yemek kültürümüzün bir tarihi var ve her daim feyz aldığımız bu tarih, lezzetleri kadar ilginç bilgileri de ihtiva ediyor. Bir jandarma komutanının kaleminden, jandarma eğitiminde kullanılmak üzere yazılmış bu metin gibi…

Bir sonraki blog yazımızda buluşmak üzere, sıhhat ve afiyetle kalın. 

* Emin Nedret İşli / Âdâb-I Taâm / ruhun gıdası kitaplar / 2018

One Reply to “Âdâb-ı Muâşeret Rehberi 02”

  1. Serkan Dinç dedi ki:

    Bir Jandarma personeli olarak yazılanların sadece jandarma personeli için değil günümüz sosyal hayatının her anında kullanılması gereken adabı muaşeret kuralları olduğu dikkati mi çekti. Ailemizden gördüğümüz ahlak zaten bu icapları yerine getirmemizi sağlıyor fakat popüler kültürün ve cast food yemek kültürünün bu adabı muaşeret kurallarına psikolojik baskısı söz konusu olduğunda elbette pek dikkat edlien kurallar değil maalesef. Diğer yazılarında yararlı hatırlatıcı olduklarına eminim bu yüzde hem yazılarınızı tek tek incelemek hemde bu kitabı edinip okumak istiyorum. Ve izninizle Jandarma ile ilgili olan tüm yazıları da kaynak göstermek suretiyle kendi bloğumda paylaşmak istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir